ZAMANA
KARSI RENKLER VE IZDUSUMLER.
….Sokak
parke taşlarıyla döşeliydi, olanca hızıyla çarparak kapıyı, attı kendini
dışarı;annesi hala ardından bağırıyordu “seni aptal seni.!gel buraya baban
şimdi gelir ne var bu körolası sokakta.”._aptallık bu cimcime ye göre
kuralların dışına çıkmaktı, reankarnasyona girmekti bir dağın yüreğiyle…
uçmaktı ak bir yamaç kartalıyla…freedooom. yada: bilmedigi bir dille
AZADIII..!!!_
sokak
toplumsal bağlardan kurtulmaktı, kat kat elbiselerden ve geleneksel tüm
tortulardan..burnunu çek çeke yürüdü aldırmadan sakak başının ağzındaki fenerin
altına gitti , su birikintisinin üstünde durdu aksini izledi uzun uzun
gözlerinden yaş boşanıyordu , o;ağlıyordu, utanıyordu _marx mı demişti ne
“utanmak devrimci bir duygudur “diye , , sudaki aksi gülüyordu çelişki buydu
kendisi buydu kendisini buldu ardında bıraktığı sokak lambası gölgesini alıp
önüne kattı gölgesi onu geçmişti.
.Usul
usul zemheri çiseliyordu ..
Annesi
ağlıyordu ;”ana” dedi;”gülemessem nasıl geçerim kendimi?”
kimse
duymadı …Hayatın amansız ilk maratonu buydu..
…
.Sonraki yıllardada hep anımsadı bu anı..sakak lambasının derin mavisini, o
gecenin ay ışığını, içinde uçuşan kar tanesini ve dinmek bilmeyen o özgürleşme
serüvenini hep yokladı onunlaydı, kaybetme korkusuyla geceler boyu uyku uyumadı
eli hep sol yanındaydı o sokak lambasının altındaki cimcime onunlaydı
gözyaşlarıyla büyüttü onu …
Yıllar
sonra aynaya baktı güldü, kırılıp döküldü ayna ;bakanlar hep “ne kadar
yaşlanmışım” felan dermiş ya , kahrolmuş ayna bu kıza .Saçlarını açtı rüzgarla
taradı , biraz kar sürdü.kokladı havayı uzun uzun .yakasını açıp yeni bir
evrene döndü yüzünü gülümsedi beyaz gömlekli cimcime …beni affet anne ;emdiğim
sütle aktı gözyaşlarım içime , ben artık benle duramamki.. !Karanlıkların
içinden bir yıldız çekti o anı…her kes gördü..duydu.cimcime bir kez daha
bağırdı dönüp kapattığı kapıya , annesi tutamayacağını anladı ;”UÇURUMUN
KIYISINDA OLSAN BİLE GÜLÜMSE ” dedi .safiye,inin renkleri yansıdı yıldızdan; sonra
o da çekip kayboldu gecenin şafağında …
Sonradan
cok sonradan anladi ki,yasamindaki tum kavramlarin renklerini toplamisti
etegine .”kac zaman” sonra bilemedi..kasvetli ucurumlardan gecti,her
ucurumun kiyisinda bir uzun firca, ucunda bolca mavi ve kirmizi
vardi..yamaclarin tualine tutunarak cizdi,,yasadigi tum siniflarin aynasini
kirdi…
Safiye
mine erdurak,in:zamana genis fircasiyla hukmeden kadinin hikayesini boyle
tasavvur etti bunu yazan…nilgun diye bir deli kizin yazdiklari dikkatini cekmis
sonra icine dusmustu safiye mine inin calismalarinin,,
Safiye,
ülkemizdeki birçok sanatçının aksine deneye açık kişiliği ile ilginç bir portre
çizer. O bu topraklara ve geçmişin kültür mirasına sıkıca bağlıdır. Öte yandan
çağdaş bir yaşama biçimini gündemine sokarak yeni bir bireşim yaratır.
Yeni resimlerinde görülen parçalanmış ve ilgisiz imgeler, zaman aralıkları
kapatılarak örtüştürülürler. Bunlar parcalanmis yasam kesitleri ,ve
onurlu cocuklarin zamana karsi direnisini en cok mavide anlatan
calismalardir.. Seçilen imgelerin kültürel göndermeleri onların form olarak
çekicilikleri kadar, taşıdıkları anlam yüklerinden kaynaklanmaktadır. ayrintiyi
sadece gormek isteyenlerin gorebilecegi, uzaydan gorebileceginiz gibi
gozbebeklerindede kendinizi gorebileceginiz calismalardir.
Mine,
deneysel kişiliğiyle, geleneklerle ve kendisiyle hesaplaşmayı göze
alabilecegini, bunu iyi resim adına ileri götürmekten ziyade koca koca
imzalarin sahipleriyle catisarak kendi cocukluk hayallerine yer vererek onlarin
yanistilmasinin mucadelesini verir.
Görünenin
gösterildiği, bu nedenle anlaşılır olma kaygısına takılan ve yine bu nedenle
kapalı yapıtlara dönüşen işlerden bile cekinmez o kendisini : palmiranin
yikimina karsi kusanmis zenobia olarak ortaya koyar . bu da, çok anlamlılığa veya
yeni okumalara açık ürünler vermeye başlamasınin önemli bir adımidir.
. Bu
calismalarda aidiyet duygusunun o narin ama eza
yuklu dokusunu, kendisiyle diyaloglarini gelecek duslerini, yitik zaman
kesitlerini tuvallerine taşıyarak zamanin an’ da en yasanilasi haliyle
vermeye çalışır. Ruhundan derledigi siyah kırmızı sari mavi
ve sadece kendisinin yerini bildigi renk tonlariyla hem doku olarak, hem
de yaratim adina resme girmesi açısından
gelecegin olanaklarini simdiden yaratair .
Ayaga
kalkan iradesine sahip cikan ve cizen kadini,n safiye mine erdurak,in
hikayesi ol sebepten budur
Salim
bitkay/ 2010 yilinin ilk gunu….
hoşgeldiniz hocam tebrik ediyorum takibinizdeyim.ancak 1 temmuzdan itibaren google reader kaldırılıyor bu nedenle tüm blogerlar bloglovinden hesap açmaya başladı tek tek taşınıyorlar bugünlerde sayfanızi ordan açıp duyurmanızı tavsiye ederim takipçi kaybı yaşamazsinız böylece
YanıtlaSil