28 Mart 2013 Perşembe

UYANMAK



Hava yağmurlu bu sefer damlalar pencereme vuruyor teker , teker, ardından süzülüyor sıraya girerek akıyor , gidiyorlar.

Sokak tan şakırtılar duyuyorum . Arada caddeden geçen araçların sesini , gece yağmur sesi ile coşkulu  Zamanın içerisinde bir yere gitme telaşındakiler ile evlerinde oturanlar dışında ; sokak da kalanlar,  açlar, alkolikler, sevgisizler, acımasızlar, toklar, kaygısızlar, dertliler, kimlikleri yüzünden dışlanan , ezilenler, kadınlar, erkekler tükenmez bu tanımlar bilirsin, görebilirsin içindesin yaşarsın Uyursam geçer dediğin olmuştur.

Hafta sonu İl dışına gittim. Karlı dağları tepeleri gördüm Dere kenarında durdum akan suyu özlemişim Çağıldamasını dinledim, baharın yeniden uyanışını , çiçeklendiğini gördüm.

Bir telaş bir telaş çiçeklerim açtı meyve sunacağım beni bekleyin, der gibi bahar,ağaçlara çiçeklenecek sin demiş onlarda renklenmişler. Uyanışa geçmişler.

Uyanmak deyince uyumanın uyanmaya sevgisizliği, ya da uyanmanın uyumaya meyli arasında kalmışsan yeniden beklentilerin olduysa hala her gecenin sabahında bedenin deki yavaşlamayı hissederek bağımlı olduğun DÜNYA İNSANLIK ŞURASININ toplantılarına yetişebilme çabanı , eylemlerini , sevgilerini , yapacaklarını hep beraber uyandırdığın için ağırlaşan yükünün tek başına kaldıramayacağını fark ettiğinde duyduğun acı en büyüğüdür. YALNIZ olmak Pat! Küt!

Bir acı haber duyar aniden sarsılırsın. Zamansız son yolculuğuna çıkan tanıdığın insanı, insanları düşünürsün. Ölümün ardından sevenlerinin acısını hissedersin. ORDA DUR! Ne baharın gelişi, ne ağır , ağır yağan yağmurun sesi, ne de yalnız yüklendiğin hayat sana girdiğin şeritte çok kalabalık bir bütünlüğün parçası olduğunu hatırlatır.SUSARSIN.

O bütünlük, büyük bir gürültü ve moloz yığınından ibarettir.MOLA dersin birden

28-Mart- Erenköy

26 Mart 2013 Salı

KELİMELER MASUM DUR



Çok masumdu kelimeler yazıya kavuştuğunda...Ama ya okunmaya başladığında!....

Mağaranın duvarına çizen ilk insanın anlatımları, ne kadar basit di.. Yalın Tasasız. ilk insanın yaşama biçimi buydu . Mağara duvarındakiler, kendini tam ifade etme , göstergesiydi .

Günümüz de  yazılan ve çizilen her bir şey büyük bir gayretin sonucu gibi gözükse de daha kolaycı , kaçamak,  biliyorum ama , söylemem , tarzından öteye geçemiyor. İdeal olan,  var olan zaten Onu anlama çabası Anlaşır  olma,  olmamalı gayretimiz. Kendini anlamalı insan önce! Bir ucu uzamış ,lastik gibi  ucunu kaçırıyorsun o sana geri dönüyor ve suratına da bir şaplak iniveriyor 

Sonsuzluğa gidecek görünüyor, ama köşeden dönülüyor Vazgeçiliyor,  bazen de bu kadar teknoloji kavramının içerisinde kopyalanıyor, pazarlanıyor. Kandırılıyoruz.

Masumiyet , bir başlangıç. Senin başladığın ve bozduğun , bu kavrama saygısızlığın; İnsanı çileden çıkartabilir.Kavram kargaşası , görsel kirlilik,ifade bozuklukları.Bedeli olamaz  bu kirliliğin. Beni suçuna iştirake zorlama.algıda yüksek beyinlerin hafife alınması.ne kadar alaycı bir tavırdır.  Kokuşmaya yüz tutmuş İnsanlık dışı değerlerinin sorumluluğu , vebali,  sana ait dir. Kendi yaptığın a kendin , inanıyor musun?

Kelimeler çileden çıkartabilirler formlar seni bozabilir renkler hatta görmeni engeller ANLAMAZSIN. Bu kirliğin ne kadar içinde olduğunu Sana dayatılan ben yaptım oldu KABİLİNDEN en güzeli de bu zaten denen saçmalıkların nasıl durulacağı da meçhuldür. KENDİLERİNİN MASUMİYETİ BOZULMUŞDUR. Ötekileştirdikleri kadar koruyamadıkları masumiyetlerinin altında ezilmeye mahkumdurlar!...

26-Mart 2013 Erenköy

22 Mart 2013 Cuma

MİS GİBİ ŞAKAYIK KOKUSU



Geçen güne, geceye sığdırdığın onca şeyin beyin denen düşünce deposunda biriktirmen ne kadar büyük bir yük.

Her güne başladığında zorunlu olmadan yapabildiğin aklında biriktirdiğin özgürlüğüne ne oldu?

Özgürlük denen dikenli telin aklında kan kırmızı duruşunun pembeleştiği zaman yumuşuyorsun. Birer yumru görünümüyle amorf biçimlerin beyninin kıvrımları arasında daha düzgün bir halde ortaya çıkmak istemeleri de bir başka biçim Fikirlerin sıkıyor Beynini ellerin istemiyor artık komutları şaşkın, kalıyorsun Duruyorsun. Aklını alan neyse sadece o kalıyor, o bakıyor, onun gözünde görüyor nefes alıyor gülümsüyorsun sen, sen değilsin ARTIK!

Aylardan Mayıs Deryadil yokuşundan çıkıyorum sağda açık bir alan vardır meşhur Şişli gecekonduları Şehrin orta yerinde bir gettodur.Bir dar yamaçdan oraya inersin .arada ağaçlar bitkiler vardır.Mesela şakayıklar, leylaklar nasıl güzel koku verirler Mayıs da sarhoş ederler seni. O kadar sıkıcı şeyin arasında en doğalından nefis bir koku seni rahatlatır. Dinginleştirir. Umutlandırır.

İçine çektiğin o insanı hoş eden kokunun inandığın şekli ile geçeklerden seni koparmasına izin verdin. YA DA İSTEDİN! Sonuçlarını düşünmeden, en özgür halinle şakayığın kokusu senin o yamru yumru beyninde sıkışan kavram kargaşalarının arasına sızıverdi bir anda. Patladı. Durdun. Kafanı kaldırdığında mavi gökyüzünü, bulutları, uçan kuşları uçağı bile fark ettin.

Uzun bir yolculuğa çıkacağın zaman ardında bıraktıkların seni özleyeceklerdir. Ama sen, özgürlüğüne karıştırdığın şakayıkların kokusu ile inandığın kendi şeridinde yürümeye başlayacak, o sarhoşluğun ile epey bir yol alacak, duraksadığın her anında bir ömür içerisinde daha önce hiç ŞAKAYIK koklamadığını bu kokunun seni daha özgürleştirdiğini anladığında acabaların bitecektir.

22-Mart –Erenköy

20 Mart 2013 Çarşamba

SADECE RÜYA



Yokuşun başından tırmanıyordum. Durdum. Etrafıma şöyle bir baktım. Karanlığın içinden hoş bir müzik sesi geliyordu.  Sanki bir müzik gurubu prova yapıyordu. İnsan sesi vardı arada.Tam seçemiyordum.Gözlerim karanlığa alıştıkça görmeye başladım.uzakta idiler.hatta az sonra bir sahne gördüm.Bu gün günlerden neydi? hatırlamıyordum bir kalabalık birikmişti sahnenin önünde sessizce bekliyorlardı konserin başlamasını. Şaşırdım. Olmayacak bir durumdu çünki bir Rock konseri ve izleyici sessiz…

Tam donanımlı aletleri ile pırıl pırıl parlayan Davulundan tüm aksamını görünce konserin çok güçlü bir ses getireceğine inancım pekişti. Sessiz çoğunlukta ki izleyicinin sadece beklemesi benim canımı acıttı insan buradaki prova da bile hareketlenirdi. Hepsi dimdik durağandı! Sanki kıpırdarlarsa konser olmayacaktı. Nasıl bir çelişki idi bu Sahne var sahnede donanım hazır, prova bitmek üzere ve insan sesi yok!Kimse bağırıp çağırmıyor, zıplamıyor ,sevgilerini belirtmiyordu. Peki neden orada idiler acaba ?

Yaklaştım yanlarına dokundum birkaç insana Baktım onların her biri içeri girdikçe sessizliğinin yanında yavaşca, hareketsizleşiyordu. Sahnede yapılan her müzik ile daha da hareketsizleşerek öylece kalakalıyorlardı. Ama insanlar gelmeye devam ediyordu Müzik sesi yavaş, yavaş etrafa yayılıyor insanları o alana çekiyor ve hareketsizleştiriyordu. Bunu fark ettiğim an bedenimde bir ağrı hissetim beynim kabul etmedi bu saçmalığı sahneye fırladım birden mikrofonu kaptım ve avazım çıktığı kadar bağırdım !! BUKADAR SAÇMALIK YETER’’ özgürsünüz zıplayın hoplayın tadını alın diye

Ne kadar düşünürsek düsşünelim özgürüm dediğin anda bile sana dayatılan sistemin çarkında yok olduğunu geç fark edebilirsin ya yok olursun yada 

SAHNE ALIRSIN.YOK EDİCİLERE KARŞI
SAHNEDEYİM ARTIK!

20 MART - ERENKÖY

OLDUĞUN GİBİ




Geçenlerde bir moloz yığını dediğim yaşamın kendisinin ayrıntılarına değinmek istiyorum. Beni üzen şeyler insanoğlunun varlık ve varsıllık sorununu hala çözememiş olmasıdır. Olduğun ve yaşamın kendisinde hissedebildiklerin seni insan kılan değerler ara ,ara kimliğine yüklense de ne hakla bunlardan vaz geçip, kim olduğunu unutarak varsıllık peşinde kendini bilmez olarak şeridin de dışarı çıkma gayretini anlamıyorum senin?

Etrafında olan ve biten e duyarlı isen zaten sorun yoktur. Birde duyarlıyım diyen ama gayret göstermeyen yaşamını gerçekten hafife alan bir salak sürüleri vardır. Onlar o kadar inanırlar ki en doğru hareket ettiklerine, kimsesizler bile onlardan daha iyidir. Sosyal hayatın paylaşımları artık büyük ölçüde sanal ortama kaydı. Sanal dediğimiz alanlar gerçeklerin çarpıştığı, normalde belki hiç bir zaman kendinde olamayacağın işlevselleri yapar durumuna düştün sen! Kimdi seni bu ortamda özgürleştiren? Neydi? Dilediğini söylemek, dilediğini yayınlamak, hatta bazen çizgi dışına çıkıp söylemlerde bulunabilmek seni sen yaptı mı? Ona bak sen ne kadar SEN ol dun? Neden bu kadar açık yürekli oldun? Yada çok korktun sadece izledin.yada sahte bir kimlikle röntgencilik yaptın edepsizce!

Beynimin içerisinde olan bir baskı bazen beni umutlandırıyor. Bazen boğazımdaki düğüm buradayım dedirtiyor. Bazen de üşüyorum.

Sancılarının acısını sen çekeceksin hayatın karmaşıklığını sen zaten tek başına asla çözemezsin o akıp gidecek ama giderken sana bir şeyler bırakacak onların değerini bil sadece Su içtiğinde ya da bir lokma ekmek çiğnediğinde sen ol yeter.

Senin ve benim olan gücümüzü kim kırıyor? Neden bu böyle? Yapmasaydım iyi idi… çok yedim, çok içtim çok harcadım !

Bırak bu sancılı düşünceleri sadece YAŞAMAYI SEVDİM dersin olur biter kendine bu sevmeyi öğret güdülerinin yanına eklediğin düşünme olgusunu ilk önce kendine kullan lütfen. Kıvırma kalçalarını hangi erk olursan ol.

SAKİN OL. Kendin Ol YAŞA….

20 MART –Erenköy

18 Mart 2013 Pazartesi

BİR YOL HALİ BU …!



Uzun bir yolculuğa çıkacağım, hatta o yolun ince uzun kıvrımlarının ardı sıra olan biteni yazacağım sanıyorsunuz.ALDANIYORSUNUZ.
Şerit olarak sıralanan karmakarışık dünyayı saran, inen çıkan, engelleri olan , köprüler kurduran, varılmak istenen yerin , asla tam anlamı ile bilinmediği ama hep o şeridin içerisinde olduğun , bir gitme gelme arzusu,kendini anlatma gayreti desem! İki yanı ister özenle işlenmiş bir dantele benzeyen, yada arada dinlenmek için durduğunda barınacağın bir dinlenme– korunma işlevselliğini  kent denen kaotik alanın olgusunu içeren; o şeridin kent in içinde de yer alması ile nereden ?nasıl ?çıkılacağını bilemediğinde, öylece kalakaldığın hatta şapa oturtulduğunun  hali gibi…

Toprağa basmayalı ne kadar zaman oldu bilmiyorum. Kasabamdan yola çıktığımda kendi şeridimi arama gayretimle duraksadığım bir takım insan yapısı şeylerin yığınları arasında kendi şeridimi aradım. Her türlü yok edicilik almış gitmiş, soluk almak istersen yok.Bu anlamsızlaşan niteliği ile aniden kabullendiğin var olduğunu ,yaşadığın alanı tanıma gayretinde yürümeye devam edersin  Makinalaşmış, otomatikleşmiş hayatının önünde sana gösterilenin dışında arkanda biriktirdiklerinle moloz olduğunu anladığında kendi çelişkini yaşarsın.Düşüncelerin havada uçuştuğu , çarpıştığı zamanların artık eskidiği, kabullenici ve ezildiğini gördüğün acının kemiklerini çıtır , çıtır kırdıkları deli bir savaşın içerisindesindir. HİÇ  olmamış gibi yapamayacağın için o sancılarını hissettiğin kadar İNSANSINDIR. Rüzgarın esen yelinde,yağan yağmurda, bazen kargaların çırtlak sesinde ,arayışlarının olmasını anlatacağım size

Aslında bir soyunuk bir giyinik olma hali desem? Yada bir olmanın çok olduğu ,çok olanların hiç bir olamadığı gerçeğini biliyorsun. Sana dayatılan bu insan yapısı yapılanmış barınma sisteminde belki kaçışların tatil denen kavrama yükleniyor ve genele yayıldığında o da gerçek anlamını tüketiyor. Şeridin ya içindesin ya da dışında Ama ne halde olunursa olunsun arada sırada ayağını bir TOPRAĞA basmalı insan.

18 mart -ERENKÖY

17 Mart 2013 Pazar

KELEBEĞİN KANADI



Uçan bir kelebek gördüm Dün önümden süzüldü yavaş, yavaş.İmrendim  Kanatlarını pır pır ederek dalga, dalga dans eder gibi hafif kıvrak bir eda ile uçtu gitti.Kıskandım o uçuşu. .Ardından baktım en bildiği en doğru işini yapıyordu Kısacık zamanında uçuyordu.

Oysa gerçek hayat bir moloz yığını idi. Çer çöp karışmış insanın biriktiriyorum dediği devasa bir çöplüğü idi yaşamın kendisi.Hani kentlerin dışına bırakılan her gün yüzlerce ton ağırlığında tüketilen her şeyin çöpü gibi…

Kelebek onlarca çiçek ziyareti dışında uçmanın en tatlı hali ile sadece uçabildiği için sizce özgürlüğü biliyor, anlıyor ancak en renkli hali ile bu eylemi bilerek ve severek yapıyor olabilirmiydi? Sadece uçabilirdi.İnsanoğlu düşüncelerinde geçekleştirdiği bu eylemi biriktirdiği moloz yığınlarına tercih ediyordu. Bir kelebeğin renkli kanatlarına sığınıp, düşüncelerini özgür kılabilmek için masallar uyduruyor ,onlara inanıyordu.
Düşüncelerin bir kelebeğin kanadı gibi renkli uçuştuğu gökyüzünde onlarca binlerce kelebekler düşlemeniz dileğimle

15-03-2013-Erenköy

14 Mart 2013 Perşembe

KULE ELUK ELKU ULKE KELU ULEK EKLU LEKU UKLE LUKE LEUK


DÜZ BİR YER VAR  OYERİN ORTASINDA DÜŞEY ALAN DÜŞMÜYOR ASLINDA DİM DİK DURAN.
VAR OLAN İLE OLMA ÇABASINDA DIŞARIDAN GELEN ETKENLERE KARŞI DURAN DURDURAN .
İÇİNDEKİ KARMAŞASININ PEKDE GÖZ ARDI EDİLEMİYECEĞİ,BİR YER BURASI
SAVUNMASI  YİNE KENDİSİ,SAVUNANIDA..........................
GÜN İÇİNDE BİR KAPIDAN GİRİLEN  BU KARIŞIK ALANIN YAŞAMA NE DENLİ BİR KATKISI OLABİLİR.? NE KADAR SENİ ANLATABİLİR??
KAPIDAN GİRDİN DİYELİM  AMA ÖNCE ONU ÇALDINMI*? OKAPI DAHA ÖN
CE DE AÇIKMIYDI*?
 YOKSA FIRSATINI BULUPDA GİRME CÜRETİNDE BULUNDUĞUN O MEKANIN SANA NE GETİRECEĞİNİ  TAHMİN EDEBİLDİNMİ?
KARANLIK.... NEDEN KARANLIKDIR? AYDINLIĞINI ARADIĞI SÜRECE.......
AYDINLIK HEP VARMIDIR? KARANLIK SÜRESİNCE
İÇİNDEKİ DUYGULARI BİR BİR EKLEDİKÇE KENDİNİDE BUYERE HAPSETDİKÇE
KAVUŞABİLECEKMİSİN IŞIĞINA?
YOKSA HEP KALACAKMISIN KARANLIKDA.............
KARANLIK KALAN SORULAR SORULSUN.  DERSEN EĞER İÇİNDEKİ ALANA  SOR ÖNCELİKLE
NEDEN ULAŞMAK İSTEDİĞİN HEP IŞIK? NE OLMUŞ O KARANLIĞA BELKİ DIŞARIDAKİLERİN TANIMIYLA VE TEK DÜZELİKLE HEP IŞIK ISTENMİŞ
NE OLMUŞ KARANLIĞA ,    , SİYAH RENGE,  KARMAŞAYA
BENİM RENGİM  SİYAH  DÜŞEY ALAN İÇİNDEYİM.GÖRÜYORUM İÇERİDEKİ IŞIĞI
SİYAH RENGİN IŞIĞINI  ......................
RENK KATIYORUM  AMA AÇ GÖZLÜ SİYAH  HEMEN YUTUYOR 
SAKLAMAM GEREK DİYE DÜŞÜNÜYORUM RENKLERİ ONA HİSSETDİRMEDEN  BİRİKTİRMELİYİM   GİZLİ OLMALI BU  CEPLERİME ORAMA BURAMA SAKLAMALIYIM  ,
BAZEND E HİÇ KORKMADAN  KENDİMİ BOYAMALIYIM
DÜŞEY ALAN BİR MERDİVENLE DESTEK ALMIŞ  BELKİ MERAK EDİPDE  BURASI NEREYE KADAR GİDER DİYENLER İÇİN.
DÜŞLERİNDE GÖRÜRSÜN BAZEN KORKARSIN UYANIRSIN DÜŞ MÜŞ DEYİP KORMAZSIN UNUTURSUN.OSİYAH RENGİN SENİN DÜŞLERİNE KATDIĞI RENKDİR ASLINDA KORKULARIN

 İSE YAŞAMIN ,HEYECANLARIN VARLIĞININ DORUĞU.......DUR
YAVAŞCA ÇIKIYORUM MERDİVENLERİ  ACELE EDİYORUM AMA YAVAŞ ,YAVAŞ.
AMA BİRYANDAN RENKLERİNİ ORTAYA ÇIKARIYORSUN  SİYAH RENK HEP İÇİNDE YANINDA
UNUTMAYA BAŞLADIM  DIŞARISINI..... DÜZ ALAN MI  GERÇEK?  DÜŞEY ALANMI
YOK ÇIKIYORUM YA MERDİVENLERİ ARADA HATIRLIYORUM DÜZLÜKDE OLMADIĞIMI
SES  SİZLİK  KARANLIK   ÇIĞLIK  HANİ RENKLER NEREDELER  SAKLADIĞIN RENKLER
DOKUNDUĞUNDA ELİNİN ALTINDA HİSSETDİĞN TAŞ SERT KAYA DUVARLAR  SANA ARTIK RENKLERİDE UNUTTURMAYA BAŞLADILAR   AZ ZAMAN SONRA TAMAMEN UNUTABİLİRSİN SİYAHIN VARLIĞI ÜZERİNDEKİ RENKLERLE SENİ HEP AV YAPTI  ZATEN
BİRAZ HIZLAN  YUKARI SI NEREDE?ÇÜNKİ SEN KAPIDAN GİRDİN   VE MERDİVENLERİ ÇIKMAYA BAŞLADIN  GİDECEĞİN BİR YER AMA NE OLDUĞUNU BİLMİYORSUN  
MERAK EDİYORSUN.
SİYAHRENGİN  BASKISI  ARTDIKÇA  SENİN BİRİKTİRDİĞİN RENKLERDE KAYBOLUYOR

SENİN DÜZLÜĞÜN NEDİR DİYE SORSALAR,
YANIT YOK   HENÜZ BEN KENDİMİ BİR ŞEKİLDE VAR ETMEYE ÇALIŞIRKEN
MERDİVENİN BASMAĞINA TAKILDIM. AYAĞIM BOŞLUĞA DÜŞER GİBİ OLDU,  TAŞ DUVARDAKİ ÇIKINTI YETİŞDİ İMDADIMATUTDUM  ÖYLE CE KALDIM.İŞTE O KORKUNUN GEÇMESİNİ BEKLERKEN  Kİ O SENİN YİTİP GİDECEĞİN BİLMEM KAÇ METRE YUKARIDASIN? BİLMEDEN NEREYE DÜŞECEĞİN.... NE OLACAĞIN?KORKUSU    VAR  YA..............NEREDEYİM.?..  NEREDEYİZ?
İÇİNE KENDİNİ KATDIĞIN ALAN BİR KULE
KORKUN ALIŞTIĞIN KARANLIĞIN  SENİN IŞIĞIN.  SİYAH RENGİN  LEKU  NUN İÇİ.
KOŞMAK VARDI BİR ZAMANLAR  KOŞARSIN, KOŞARSIN, YORULUR DİNLENİRSİN   ODA BİR BAŞKA ZAMANDA  BİZ ŞU ANDA LUKE DEYIZ  ONUN BİZDE YARATDIĞIVAR OLMANIN İÇİNDE KADIN KİMLİĞİMLE VE KENDİMİ SAKLAYARAK GELEBİLDİĞİM    EKLU DA ......................
DEVAM    YILMAK YOK TIRMANIYORUZ   TIRMANIYORUZ   TIRMANIYORUZ  ........SEÇİM YAPMAM GEREKECEK BİRAZDAN  KELUNUN   TEPESİNE GELDİĞİMİ HİSSEDİYORUM....ETRAFIMDAKİ SİYAH RENKLER GERÇEK IŞIĞA  DÖNMEYE BAŞLADI  
GRİLER ÇOK SEVERİM GRİ RENGİ  NE SİYAHDIR NEDE BEYAZ ARADA KALMIŞ GİBİDİR FAKAT  HER İKİSİNİN YANINA GELSE ONA GÜÇ VERİR 
GRİ BENİM SİYAH IŞIĞIMIN GÜCÜ  ..............
KULE     SANA DOKUNDUM  SENİ HİSSETDİM  SENİ DUYDUM  SENİN RENGİNİ SEVDİMSİYAH RENGİNİ   KARANLİĞİNI
DÜZ ALANDAN GELEN BİRİ OLARAK TIRMANDIĞIM NOKTAYA KADAR KAVRAMAYA ÇALIŞTIĞIM BİÇİM KENDİ VAR OLUŞUMDAKİ SORUN OLARAK KAPADIĞIM VE SAKLADIĞIM KADIN KİMLİĞİME TEPKİLİ BİR ŞEKİLDE BEN   
FALLUS UM   DİYE BAĞIRIYOR   KULE................
KULE EKLU KELU UKLE  KULE  ULKE  .....DEĞİL 
SEN VARSIN  SENİN KİMLİĞİNDE DIŞA VURACAĞIN BİÇİMİYLE  KADINKIĞIN VAR 
ÖYLEYSE BEN   BİZ  BU KULE       İÇİNDE KENDİMİZİ SAKLARKEN DÜZ ALANDA
ATLAR  OYNUYORDU................
KIRMIZI RENGİMİ ÇIKARDIM    ULKE NİN TEPESİNİ BOYADIM BU BENİM BAYRAĞIMDI
KULENİN TEPESİDEN AŞŞAĞIYA ONLARCA KIRMIZI RENK AKIYORDU
İÇİNDEKİ KARANLIĞA RAĞMEN.....................

Safiye Mine Erdurak says;



We have reasons!  For our thoughts; for what we did, won, lost, love, don’t love, tasted, couldn’t taste, see, want to see, what we lived even though different, we could accept compulsorily; what is real and what we want to become real, for everything we consumed… We joined  life, we got “attached”, loved, for the sake of a trace… “
19-11 2011