Geçenlerde
bir moloz yığını dediğim yaşamın kendisinin ayrıntılarına değinmek istiyorum.
Beni üzen şeyler insanoğlunun varlık ve varsıllık sorununu hala çözememiş
olmasıdır. Olduğun ve yaşamın kendisinde hissedebildiklerin seni insan kılan
değerler ara ,ara kimliğine yüklense de ne hakla bunlardan vaz geçip, kim
olduğunu unutarak varsıllık peşinde kendini bilmez olarak şeridin de dışarı
çıkma gayretini anlamıyorum senin?
Etrafında
olan ve biten e duyarlı isen zaten sorun yoktur. Birde duyarlıyım diyen ama
gayret göstermeyen yaşamını gerçekten hafife alan bir salak sürüleri vardır.
Onlar o kadar inanırlar ki en doğru hareket ettiklerine, kimsesizler bile
onlardan daha iyidir. Sosyal hayatın paylaşımları artık büyük ölçüde sanal
ortama kaydı. Sanal dediğimiz alanlar gerçeklerin çarpıştığı, normalde belki
hiç bir zaman kendinde olamayacağın işlevselleri yapar durumuna düştün sen!
Kimdi seni bu ortamda özgürleştiren? Neydi? Dilediğini söylemek, dilediğini
yayınlamak, hatta bazen çizgi dışına çıkıp söylemlerde bulunabilmek seni sen
yaptı mı? Ona bak sen ne kadar SEN ol dun? Neden bu kadar açık yürekli oldun?
Yada çok korktun sadece izledin.yada sahte bir kimlikle röntgencilik yaptın
edepsizce!
Beynimin içerisinde
olan bir baskı bazen beni umutlandırıyor. Bazen boğazımdaki düğüm buradayım
dedirtiyor. Bazen de üşüyorum.
Sancılarının
acısını sen çekeceksin hayatın karmaşıklığını sen zaten tek başına asla
çözemezsin o akıp gidecek ama giderken sana bir şeyler bırakacak onların
değerini bil sadece Su içtiğinde ya da bir lokma ekmek çiğnediğinde sen ol
yeter.
Senin ve
benim olan gücümüzü kim kırıyor? Neden bu böyle? Yapmasaydım iyi idi… çok yedim,
çok içtim çok harcadım !
Bırak bu
sancılı düşünceleri sadece YAŞAMAYI SEVDİM dersin olur biter kendine bu sevmeyi
öğret güdülerinin yanına eklediğin düşünme olgusunu ilk önce kendine kullan
lütfen. Kıvırma kalçalarını hangi erk olursan ol.
SAKİN OL.
Kendin Ol YAŞA….
20 MART
–Erenköy
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder