22 Mart 2013 Cuma

MİS GİBİ ŞAKAYIK KOKUSU



Geçen güne, geceye sığdırdığın onca şeyin beyin denen düşünce deposunda biriktirmen ne kadar büyük bir yük.

Her güne başladığında zorunlu olmadan yapabildiğin aklında biriktirdiğin özgürlüğüne ne oldu?

Özgürlük denen dikenli telin aklında kan kırmızı duruşunun pembeleştiği zaman yumuşuyorsun. Birer yumru görünümüyle amorf biçimlerin beyninin kıvrımları arasında daha düzgün bir halde ortaya çıkmak istemeleri de bir başka biçim Fikirlerin sıkıyor Beynini ellerin istemiyor artık komutları şaşkın, kalıyorsun Duruyorsun. Aklını alan neyse sadece o kalıyor, o bakıyor, onun gözünde görüyor nefes alıyor gülümsüyorsun sen, sen değilsin ARTIK!

Aylardan Mayıs Deryadil yokuşundan çıkıyorum sağda açık bir alan vardır meşhur Şişli gecekonduları Şehrin orta yerinde bir gettodur.Bir dar yamaçdan oraya inersin .arada ağaçlar bitkiler vardır.Mesela şakayıklar, leylaklar nasıl güzel koku verirler Mayıs da sarhoş ederler seni. O kadar sıkıcı şeyin arasında en doğalından nefis bir koku seni rahatlatır. Dinginleştirir. Umutlandırır.

İçine çektiğin o insanı hoş eden kokunun inandığın şekli ile geçeklerden seni koparmasına izin verdin. YA DA İSTEDİN! Sonuçlarını düşünmeden, en özgür halinle şakayığın kokusu senin o yamru yumru beyninde sıkışan kavram kargaşalarının arasına sızıverdi bir anda. Patladı. Durdun. Kafanı kaldırdığında mavi gökyüzünü, bulutları, uçan kuşları uçağı bile fark ettin.

Uzun bir yolculuğa çıkacağın zaman ardında bıraktıkların seni özleyeceklerdir. Ama sen, özgürlüğüne karıştırdığın şakayıkların kokusu ile inandığın kendi şeridinde yürümeye başlayacak, o sarhoşluğun ile epey bir yol alacak, duraksadığın her anında bir ömür içerisinde daha önce hiç ŞAKAYIK koklamadığını bu kokunun seni daha özgürleştirdiğini anladığında acabaların bitecektir.

22-Mart –Erenköy

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder