6 Mart 2013 Çarşamba

Vuruş ve Akış Şiddetinden, Boyanın Bakış ve Gülüş Estetiğine / Zeliha Demirel


Vuruş ve Akış Şiddetinden, Boyanın Bakış ve Gülüş Estetiğine
(Safiye Mine Erdurak Resmine Bakış)

Erkek egemen düşüncenin aksine kadının soyutun yükünü daima sırtladığını düşünürüm her zaman. Arkaik çağdan bu yana soyutlanış olan ve varlık, zaman ve mekan tasvirleri ile varlık ve yokluk arasındaki arafta yaşayan iyi ya da kötü kahramanlar temelde kadın imgesinden doğup evrene salınırken bu kahramanların iyi ve güçlü olanları erkeğin payına biçilmiş kötü ruhlar ve zayıf olanlar da kadına yüklenmiştir. Oysa kadın duygu ve duyumsama bağlamında daha geniş bir algılama ve kavrama yetisine sahipken buradan erk( erkek) kadının soyut sanatta salt duygu ile hareket edeceği ve sanatı kitschleştireceği gerekçesiyle dışında kalması için elinden geleni esirgememiştir. Ama kadın hele bir de sanata adamışsa kendini ve sanatın vizörün den algılıyorsa evreni, durmaz içindeki şeytan ve melek onu durmadan dürter ve hatta ütopyasına götürecek gizli kanallar, düzlüğe açılan patikalar gösterir.

Bu soyut yolculukta boya onun en yakın dostudur ve artık ip atlar boyanın içinde sanatçı, zamandan mekana, mekandan zamana… Safiye Mine Erdurak resim çalışmalarında soyutun çıtasını göğüsleyebilmiş bir algı ile bu serüvendeki yolculuğuna devam etmektedir. Homojenize olan temperadaki yaşam bazen insanın içindeki o “öcü, ucube” varlıkları dışa vurur bazen gerçeküstü bir manifesto gibi dalgalanır ama en çok da köklerini romantik bir manzaracıdan alıp expresyonizmin sert köprüsünden geçirmiş bir kadının izlerini taşır. Varlıklardan mekanlara, mekanlardan zaman aralıklarına ve tüm bunlardan Araflara geçişler tül naifliğinde yansıtılmış olsa bile tülü kaldırdığımızda, insanın olmak istediği her şey ile olduğu olabildiği şeyler arasındaki boşlukta kıvranışını görürüz.

Renklerin kromasını hafifçe kırar Safiye Mine, ki bu kırım belki de hayatın içinde iyileştiremediğimiz yaralardan kalan izlerin kırığıdır. Aşk cinselliğin kıvrak ve hınzır alanına çekilerek irdelenmiştir. Fırçanın vuruş ve akış şiddetinden, boyanın bakış ve gülüş estetiğine ulaşan bir alegoridedir aşk ve evren ile kurduğu diyalog. İlk bakışta lirik bir heyecan bizi kaplayabilir  Safiye Mine’nin resimlerine bakarken ancak resmin karşısında biraz oyalandığımızda primitif varlıkların, neredeyse illüstratif  akışla temperada yer alışı geçmiş ile şimdi ve gelecek arasında kurduğu sağlam ilişkinin göstergesidir ve bu lirik heyecan asla bizi kistche ve bilinçsiz duygu akışına götürmez. Serbest ve spontanital boya sürüşleri iç coşkunun gidişine izin verdiğinin göstergesi olsa da o her zaman duygularını bilinç süzgecinde demlendirmiştir.

Teşekkürler Safiye Mine Erdurak bu zorlu yoldaki zor izleğiniz için ve çalışmalarınızı evrene sunup bizlerle paylaştığınız için…
Zeliha Demirel – 17 .11. 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder