6 Mart 2013 Çarşamba

ZAMANA KARSI RENKLER VE IZDUSUMLER. / Salim Bitkay


ZAMANA KARSI RENKLER VE IZDUSUMLER.
….Sokak parke taşlarıyla döşeliydi, olanca hızıyla çarparak kapıyı, attı kendini dışarı;annesi hala ardından bağırıyordu “seni aptal seni.!gel buraya baban şimdi gelir ne var bu körolası sokakta.”._aptallık bu cimcime ye göre kuralların dışına çıkmaktı, reankarnasyona girmekti bir dağın yüreğiyle… uçmaktı ak bir yamaç kartalıyla…freedooom. yada: bilmedigi bir dille AZADIII..!!!_
sokak toplumsal bağlardan kurtulmaktı, kat kat elbiselerden ve geleneksel tüm tortulardan..burnunu çek çeke yürüdü aldırmadan sakak başının ağzındaki fenerin altına gitti , su birikintisinin üstünde durdu aksini izledi uzun uzun gözlerinden yaş boşanıyordu , o;ağlıyordu, utanıyordu _marx mı demişti ne “utanmak devrimci bir duygudur “diye , , sudaki aksi gülüyordu çelişki buydu kendisi buydu kendisini buldu ardında bıraktığı sokak lambası gölgesini alıp önüne kattı gölgesi onu geçmişti.
.Usul usul zemheri çiseliyordu ..
Annesi ağlıyordu ;”ana” dedi;”gülemessem nasıl geçerim kendimi?”
kimse duymadı …Hayatın amansız ilk maratonu buydu..
…         .Sonraki yıllardada hep anımsadı bu anı..sakak lambasının derin mavisini, o gecenin ay ışığını, içinde uçuşan kar tanesini ve dinmek bilmeyen o özgürleşme serüvenini hep yokladı onunlaydı, kaybetme korkusuyla geceler boyu uyku uyumadı eli hep sol yanındaydı o sokak lambasının altındaki cimcime onunlaydı gözyaşlarıyla büyüttü onu …
Yıllar sonra aynaya baktı güldü, kırılıp döküldü ayna ;bakanlar hep “ne kadar yaşlanmışım” felan dermiş ya , kahrolmuş ayna bu kıza .Saçlarını açtı rüzgarla taradı , biraz kar sürdü.kokladı havayı uzun uzun .yakasını açıp yeni bir evrene döndü yüzünü gülümsedi beyaz gömlekli cimcime …beni affet anne ;emdiğim sütle aktı gözyaşlarım içime , ben artık benle duramamki.. !Karanlıkların içinden bir yıldız çekti o anı…her kes gördü..duydu.cimcime bir kez daha bağırdı dönüp kapattığı kapıya , annesi tutamayacağını anladı ;”UÇURUMUN KIYISINDA OLSAN BİLE GÜLÜMSE ” dedi .safiye,inin renkleri yansıdı yıldızdan; sonra o da çekip kayboldu gecenin şafağında …
Sonradan cok sonradan anladi ki,yasamindaki tum kavramlarin renklerini toplamisti etegine .”kac zaman” sonra bilemedi..kasvetli ucurumlardan gecti,her ucurumun  kiyisinda  bir uzun firca, ucunda bolca mavi ve kirmizi vardi..yamaclarin tualine tutunarak cizdi,,yasadigi tum siniflarin aynasini kirdi…
Safiye mine erdurak,in:zamana genis fircasiyla hukmeden kadinin hikayesini boyle tasavvur etti bunu yazan…nilgun diye bir deli kizin yazdiklari dikkatini cekmis sonra icine dusmustu safiye mine inin calismalarinin,,
Safiye, ülkemizdeki birçok sanatçının aksine deneye açık kişiliği ile ilginç bir portre çizer. O bu topraklara ve geçmişin kültür mirasına sıkıca bağlıdır. Öte yandan çağdaş bir yaşama biçimini gündemine sokarak  yeni bir bireşim yaratır. Yeni resimlerinde görülen parçalanmış ve ilgisiz imgeler, zaman aralıkları kapatılarak örtüştürülürler. Bunlar  parcalanmis yasam kesitleri ,ve onurlu cocuklarin  zamana karsi direnisini  en cok mavide anlatan calismalardir.. Seçilen imgelerin kültürel göndermeleri onların form olarak çekicilikleri kadar, taşıdıkları anlam yüklerinden kaynaklanmaktadır. ayrintiyi sadece gormek isteyenlerin gorebilecegi, uzaydan gorebileceginiz gibi gozbebeklerindede kendinizi gorebileceginiz calismalardir.
Mine, deneysel kişiliğiyle, geleneklerle ve kendisiyle hesaplaşmayı göze alabilecegini, bunu iyi resim adına ileri götürmekten ziyade  koca koca imzalarin sahipleriyle catisarak kendi cocukluk hayallerine yer vererek onlarin yanistilmasinin mucadelesini verir.
Görünenin gösterildiği, bu nedenle anlaşılır olma kaygısına takılan ve yine bu nedenle kapalı yapıtlara dönüşen işlerden  bile cekinmez o kendisini : palmiranin yikimina karsi kusanmis zenobia olarak ortaya koyar . bu da, çok anlamlılığa veya yeni okumalara açık ürünler vermeye başlamasınin önemli bir adımidir.
. Bu calismalarda     aidiyet duygusunun o narin  ama eza yuklu dokusunu, kendisiyle diyaloglarini gelecek duslerini, yitik zaman kesitlerini tuvallerine taşıyarak zamanin an’ da en yasanilasi haliyle vermeye   çalışır. Ruhundan  derledigi siyah kırmızı sari mavi ve sadece kendisinin yerini bildigi renk tonlariyla  hem doku olarak, hem de yaratim adina  resme girmesi açısından  gelecegin olanaklarini simdiden yaratair .
Ayaga kalkan iradesine sahip cikan  ve cizen kadini,n safiye mine erdurak,in hikayesi ol sebepten budur
Salim bitkay/ 2010 yilinin ilk gunu….

1 yorum:

  1. hoşgeldiniz hocam tebrik ediyorum takibinizdeyim.ancak 1 temmuzdan itibaren google reader kaldırılıyor bu nedenle tüm blogerlar bloglovinden hesap açmaya başladı tek tek taşınıyorlar bugünlerde sayfanızi ordan açıp duyurmanızı tavsiye ederim takipçi kaybı yaşamazsinız böylece

    YanıtlaSil