HAYATA GEL!
Safiye Mine Erdurak,
sadece sanat alanında değil, son yıllarda özellikle çocuklarla yaptığı
çalışmalarla da gündemde yer buluyor. Kasım ayı içinde Uluslararası Plastik
Sanatlar Derneği Sanat Galerisi’nde ‘Hayata Gel’ adlı kişisel sergisi açılacak
olan sanatçı, kendisi, sanatı ve sergisi ile ilgili sorularımızı yanıtladı.
Hülya Küpçüoğlu
Sizi biraz daha
yakından tanıyabilir miyiz?
1977 Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş bölümü Halil Akdeniz
Atölyesi’nden mezunum. Sanat eğitimimi 21 yıl devlette de resim öğretmeni
olarak değerlendirdim. Ve bu süre bana şimdilerde devam ettiğim çocuk
atölyelerinde sanat -terapi konusunda
oldukça deneyim kazandırdı . Çocuklar için oyun projeleri geliştirdim ve yine
onlar için ‘’her çocuğun bir öyküsü olsun’’ projemi Beyoğlu ‘nda uyguladım
kitaplar resimledim. Sonra kendimi, hayatın içerisinde nasıl ifade edebildiğimi
resimlemeyi başardım ve bu halen yaşamın içerisinde var olabilmenin naif tadıyla
devam ediyor. Atölye çalışmalarımın dışında Piramid Sanat Sanat Atölyesi’nde çocuklar ile hafta sonları
sanat eğitimi dersleri veriyorum. Ayrıca
Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Genel Sekreteri olarak çalşmalarımı
sürdürüyorum.
Çalışmalarınızı
yaparken nasıl bir süreç geçiriyorsunuz?
Sürekli çalışırım. Tuvallerimde son ana gelinceye kadar
kağıtlar kısa notlar arkadaşlar anımda etrafımda olan biten düşüncelerime
yerleşir ve sonra renklenerek boyalar ile bezler üzerine geçer. Günün başlaması
sabah uyandığınız andan itibaren sizi etkileyen ve duyarlı olduğunuz şeyler
içinizde yer eder bunların olgunlaşarak renklenmesi bir süreçtir. Ve konu önden
belirlenmez çalışmalarımda her an her şey düşünülür, karalanır, eskizlenir ve
gerçek kimliklerini alana dek uzun bir çalışma temposu ardından sunum gelir. Coşkulu
kalabalıklar, yoğunluklar beni besler, sessizliğimde sesim olacak işlerim böylece
yavaş yavaş ortaya çıkar.
Hayatın içine çıkıyor
yani…
Çağırılan ben mi? Yoksa yaptıklarım mı? Hayatın içinde mi
bilemiyorum ama o iç sesim bana her zaman algılarımda var olduğumu hissettiren
işlerimi ortaya çıkartıyor. Tüm zorluklarla uğraşırken, karşımdaki bez parçası
bana boya diye sesleniyor… Ayrılıklara
dayanamam, hemen işe koyuluyor ve kendimle savaşmaya başlıyorum. İzleyiciye
düşünme payı bırakarak ne yapmayacağımı bilerek, en güzeli de bu zaten…
Kullandığınız
figürleri tanımlayabilir misiniz?
Hayatın kendisi… Siz, ben, onlar, bizler ama bazen liderler
ama bazen sürüngenler ya da beni bekleyen dostlar… kimlikleri yaşamın içinden
seçiyorum ama bire bir olmuyor figürlerim. Sizi yıllar önce etkilemiş ya da
unuttuğunuzu sandığınız acılı, güzel her şey kimlikleniyor. İşlerimin çok güzel
olması söz konusu değil, anlattığınız şeyleri yaşadıktan sonra, onlarla birlikte
ortaya çıkarılan fantastik ögeler sadece…
Son serginizi adı
‘hayata gel’… Hayat sizin için ne anlam
ifade ediyor?
Yoğun bir çalışma tempom var .Sanat derneğinin
sorumlulukları , çocuklar , aile…
Yoğunluğumu işlerime aktarıyorum. ‘HAYAT A GEL’ bu şekilde ortaya çıktı.
Ama tek bir sözcükle konsepti tanımlamam gerekirse ‘Armağan’ diyebilirim… ‘Hayata gel’ derken ‘ohhh ne güzel geziyor,
gülüyor, eğleniyoruz, yaşıyoruz kime ne? bana ne?’ değil. Anladıklarımızı ne
kadar aktarabiliyoruz? Ne anlatıyoruz? Nedenlerin çoğalması zorlukların artması,
içimdeki sevgiyi, nefreti, erotizmi anlatabilmek istiyorum. Bu, sanatın var
olma değerinin temel taşı, özgür düşüncenin düşünebilmenin kimliğini keşfetme
sürecidir. Evet herkes yaşıyor kendince ama sanatçı sıradan insanlar gibi
düşünemediğinden ilk önce kendi yaşamını sorgulayacaktır. Hayata nasıl
baktığınızla ilgili aslında, ‘’gel’’ demem bu yüzden. Ben burada hayatı hafife
alan bir tavrın aksine, onun tüm zorluklarını anlamaya çalışmakla geçiriyorum
zamanımı.
Hayata gel derken bir
eleştiri de söz konusu mu?
Eleştiri derken farklı yaşam kalitesinden söz etmiyorum. İnsan
doğar, yaşar ve ölür. Bu sürece kim ne kadar değer kılabilir? Her koşulda ve
her farklı alanda yaptıklarınızı iyileştirmeyi başarabiliyor musunuz? Yoksa
bunlar hiç derdiniz değil, uyurum, yerim, çalışırım denen çarkın içerisinde kayboluyor
ve ruhunuz için, kendiniz için bir şeyler yapmıyor musunuz? Burada eleştiri
derken bireyin ilk önce kendini doyurmasını, ruhunu beslemesini ve sanatı izlemesini
istiyorum. Ürettiklerimizi anlamak için en az sevdiğiniz ne ise onu yapmakla
başlayın diyorum. Yani sen geleceksin hayata ben geleceğim, o gelecek, bizler,
sizler ve onlar paylaşımlarımızla birbirimizi anlayarak yapıcı eleştiriler ile
var olacağız
Biraz da sergideki
işlerinizden bahseder misiniz?
Sergideki işlerim tekstil malzemeler bunlar koton, saten ve
çarşaflar üzerine yaptığım işler var. Farklı ebadlarda, karışık teknikte
yaptığım renkçi, lekeci resimlerim var.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder