Safiye Mine’nin boya ile ilişkisi ise
daha soyut ve ‘’bu dünyanın dışında’’ bir uzamı çağrıştırıyor. Birer hayalet
olarak, bu ortamda figürler varlığını sürdürürcesine, bu sefer tam aksine
varlık ve hiçlik arasında gidip geliyorlar. Burada boya, yalnız bir iletken
değil, aynı zamanda konunun ta kendisi, yakından tanıma fırsatı bulduğum Safiye
Mine, boya ile sanki ‘’ikinci bahar ‘’ tadında bir aşk yaşıyor. Ve aslında
günümüz sanatında en zor yolu seçiyor. Ama bu riskli yola bilerek ve severek
çıkmış olması, kimi resimlerinde şaşırtıcı sonuçlara, en geleneksel malzemeyle
ulaşmasını sağlıyor.
Safiye
Mine’nin son işlerinde, içsel bir yaşamın evrenin yapısıyla olan didişmesini
izliyoruz. İnsani, hayvansal ve bitkisel bir dünya yaşamının buluştuğu bir cenk
alanında yaşanıyor bu ‘’hayata gel’’ çağrısı. cinsellik, hınzırlık, yakarma,
sanki yaramaz bir kedinin tırmıkları ile bu kazanın ‘’köpürttüğü’’yüzeylerde
kalıcı ize dönüşüyor.
Safiye,
bu hayatın içinde kendi yaşamını sanata adamış gerçekten bir sanat emekçisi.
Bedri Baykam /3 kasım 2011-İstanbul
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder