8 Nisan 2013 Pazartesi

KİLYOSDA ZAMAN PUSLANDI




Kilyos a gelmeyeli epey zaman olmuş.Öğretmen olarak derslerine girdiğim ilk öğrencilerimden Soma dan tanıdığım ve ayrıca çok sevdiğim öğrencilerime konuk oldum.
Sene 1978 SOMA LİNYİT LİSESİNDE Resim öğretmeni olarak göreve başladığım yıllar.Sanat tarihi ve Turizm ve kurduğum halk müziği korosu ile 40 kişiden oluşan muhteşem bir gençlik şenliğine ilk adımlar.O kurduğum Halk Müziği korosundan çok değerli gençler Ülkelerine hizmet ettiler, ediyorlar.

 Gül ve Çiğdem, şimdi arkadaşlarım.Ailenin büyük kızı Gül Üniversite sınavlarına hazırlanan, güzel kızı Tuğçe, vede reis Okan. Ama en önemlisi İTÜ mezunu mesleğinde 50 yılı geride bırakan, zamanında SOMA TERMİK SANTRAL Md. yapmış, Necdet Öner Bey ailenin direği gerçek fenomen sakin yaşamının içerisinde çocukları ve torunları ile mütevazı yaşantısında burada,
eşi Türkan Hanım ın yokluğuna rağmen YAŞAMA TUTUNMUŞ,  sağlam sağlıklı gerçek reis.Türkan hanımda tanıdığım çok özel çağdaş bir öğretmendi.Pırıl , pırıl öğrenciler yetiştirdi SOMA KURTULUŞ İLKOKULUNDA...
..Evin diğer değerlisi ÇİĞDEM İ bekliyoruz işlerini ayarlayıp bize yetişmeye çalışan...

Arkası yarın tadında bir pazar günü geçirdik dün Kilyos da.Çok erken kalkmadan öğlen vaktine doğru hazırlanan birçok çeşit ev reçellerinden tutunda Gül ün mutfağının özel çeşnileri de eklenince o sofra tam ağzımıza layık oldu.Bahçeden Okan ın yaptığı serada yetiştirdiği otlar dallarından koptu sofraya geldi.Önce ruhumuz doydu.

Sevgi, emek, anlayış, paylaşmak ne kadar güzel değerler.Burada bu paylaşımı görebilmek beni, kat be kat mutlu ediyor. Öğleden sonra benim Kilyos a gelmem şerefine herzaman yapılan Okan ın da Necdet bey den öğrendiği usul ile gerçek bir çiğ köfte hazırlıkları na başlandı.Zaman ne kadar çabuk aksa da insan olarak içinde bulunduğumuz anı en iyi yaşama gayreti o anın içindeki insanlarla renkleniyor . Bu kesin.Sevmediğin bir şeyi yapmıyorsun , zorunlu olmadığın ama paylaşırsan zenginlecek her türlü olguda canla başla paralanıyorsun. Onca hazırlıklar belkide toplasan 2 saati bulacak bir tüketim için fedarkarlıkları ona beşe katlıyor.
Telefonum çalıyor. Bakıyorum Çanakkalede Dr arkadaşım , kardeşim kadar yakın Macit arıyor.İstanbuldayım. Kadıköydeyim. Buluşalım.Kızı için gelmiş onu Yeditepe Üniversitesinde bir toplantıya bırakmış, Zamanı var..Ben Kilyosdayım.Ertesi gün için sözleşiyoruz.

Hazırlıklar sürüyor.Tekrar telefonum çalıyor. Kızım Seyran anneciğim sakın merak etme biz Onurla iyiyiz.EMEK SİNEMASI YIKILŞINI PROTESTO etmek için geldiğimiz İstiklal Caddesinde polis toplandığımız yere saldırdı. Ortalık karıştı.Biz Nike mağazasına sığındık. KEPENKLERİ KAPATTILAR İÇERİDEYİZ.O andan itibaren en iyi şeyleri düşündüğün bir güzel paylaşım anının, düzenin saçma sapan insanlık dışı davranışı yüzünden birden puslanıyor.    Oradaki insanları düşünüyorum.Sadece Saçma sapan kentsel ,rantsal dönüşüm pazarlamalrına kurban edilmesin diye, EMEK SİNEMASI YIKILMASIN diye toplanan Ulusal ve Ulusalararası sanatçı ve santseverlerin üzerine saldıran faşist düzenin sonuçları nın iyi olmasını düşünecek kadarda beynim saçmalamaya başlıyor. Ardı ardına telefon konuşmalarına kapılıyorum.

Acı olan o ANIN bizdeki etkileri.SOKAK DAKİ ler ile uzaklarda bir EV de yapılan hazırlıkları karşılaştırıyorum..Kilyosda zaman puslanıyor. Ardından gök gürültüleri ile yağmur başlıyor. Kızımın ve eşinin iyi haberlerini alıyorum rahatlıyorum.Ağzımızın tadını bozanlara ise söyleyecek hiç bir şey bulamadığımı sanıyorsanız aldanıyorsunuz.Bu gün sekiz Nisan 2013

Kilyos 8 nisan 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder